Card Image

Ceza yargılamasında, teknik, bilimsel veya özel uzmanlık gerektiren hususların değerlendirilmesi hâkimin salt hukukî bilgi veya genel tecrübesi ile yapılamaz. İşte bu noktada bilirkişi incelemesi, yargıya teknik destek sağlayan asli bir yöntemdir. CMK’da yer alan hükümler, bilirkişiliğin işleyişine hem sınırlar getirir hem de güvenceler sunar.

Bilirkişiye başvurma sınırları, atanma usulü, red-çekinme halleri, rapor düzeni, usul denetimi gibi unsurlar bir arada değerlendirilmelidir. Uygulamada bu kuralların eksik yorumlanması ya da ihlali, kararların bozulmasına, yargılamanın usulî sakatlığa uğramasına sebep olur.


CMK m. 62 — Tanıklık Kurallarının Uygulanması

CMK m. 62 hükmü, tanıklık sisteminden kaynaklanan usul kurallarından, bilirkişi açısından da uygulanabileceklerin geçerli olacağını belirtir. Bu hüküm aracılığıyla reddi, çekinme, yemin gibi tanık hukukuna ait kuralların bilirkişiye de uygulandığı kabul edilir. Bu, bilirkişinin salt teknik rolünün yanında usulî denetime de tabi olmasını sağlar.

CMK m. 63 — Bilirkişinin Atanması, Başvuru Sınırı

CMK m. 63/1 uyarınca “Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde” bilirkişiye başvurulabilir. Bu ibare, bilirkişiye başvurma sınırını belirler. Hâkim, kendi bilgi sınırını aşmayan konularda bilirkişiden kaçınmalıdır.

Hukuk eğitimi görmüş bir kişi, başka bilimsel uzmanlığı belgelendirmedikçe bilirkişi olamaz; bu, yalnızca hukukçu olması halini reddeder.

CMK m. 63/2 ve m. 63/3: birden çok bilirkişi atanması, ret talepleriyle ilgili yetki ve değerlendirme usulleri düzenlenmiştir.

Bu maddeler, bilirkişi atamasının keyfiliğe kapı aralamamasını, uzmanlık kriterini sağlanmasını amaçlar.

CMK m. 64 — Bilirkişi Listeleri, Yemin, Atanabilecek Kişiler

Bölge adliye mahkemesi çevresi esas alınarak bölge bilirkişi kurulları listeleri oluşturulur; ihtiyaç duyulursa listeler dışından atama yapılabilir.